![]() |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Aerobik Mezofilik Bakteri
Koliform Bakteri Escherichia coli Enterobacteriaceae Salmonella spp. Staphylococcus aureus Escherichia coli O157:H7 Clostridium perfringens Bacillus cereus Küf-Maya Listeria spp. Legionella spp. Salmonella spp. Escherichia coli O157:H7 Campylobacter spp. Staphylococcus Enterotoksinlerin aranması Vibrio spp. Psikrotrofik bakteri Aerobik Mezofilik Bakteri 37 0C Aerobik Mezofilik Bakteri 22 0C Toplam Koliform Fekal Koliform Fekal streptokok Pseudomonas spp. Rope sporu Vibrio parahaemolyticus Vibrio cholerae Antibiyogram Howard Küf Sayımı Ticari Sterilite İnkübasyon + Kültürel Ekim |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Fulya Hanım Merhaba
Tüm gıdalarda küf maya analizlerinin analiz süresi 5 gün acaba bu daha kısa bir sürede sonuç veren bir cihaz ve ya yöntem varmıdır. Teşekkürler ![]() ![]() ![]()
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
Yılbaşından sonra piyasaya sürülecek valide edilmiş Biomerueux Tempo cihaz küf-maya test kitleri ile analiz süresi 3 güne inecek...
Bundan sonra 3 günde sonuç verebileceğiz... |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Fulya hanım ,Meyve ve türevlerinde aseotin ve deasetil varlığı ve varsa limitleri hakkında bilgi verebilirmisiniz.
|
|
#5
|
||||
|
||||
|
Asetoin varlığı, mikrobiyolojik olarak var-yok analizi olarak tespit edilebilir.
Glukozu fermente eden bazı bakteriler (Klebsiella pneumoniae gibi),fermentasyon sonucunda asetoin oluştururlar.Asetoinin alkali ortamda okside olması ile de diasetil meydana gelir. Konu Caglayan tarafından (12-01-2009 Saat 14:35 ) değiştirilmiştir. |
| Bu mesaj için tesekkür edenler: | ||
|
#6
|
||||
|
||||
|
Küf-maya kontaminasyonunu nasıl önleyebiliriz? Özellikle mantar sporlarına karşı ne yapabiliriz?
|
|
#7
|
||||
|
||||
|
Küf maya kontaminasyonunu üründe mi , ürünse ne çeşit ürün, yoksa ortamda mı önlemek istiyorsunuz, detay verirseniz, ona göre yardımcı olmaya çalışalım, bilgi paylaşmakla çoğalır, sizden haber bekliyoruz...
|
|
#8
|
||||
|
||||
|
ben musait bir zamanımda bu konuyla ilgili genel bir yazı yazıyım Fulya Hanım.zaten Funda Hanım'a yazi borcum vardı.
hesaptan düşersiniz;p |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Fungiler
Giriş Yıllardır 2. sayfada Bekir Coşkun’u, orta sayfada Ertuğrul özkök’ü okuya okuya geyikleşmiş ve ana belleği ciddi zarar görmüş biri olarak, fungiler hakkında nasıl bir yazı yazabilirim diye dusundum ve yarı bilimsel, yarı yılışık bir yazı yazmaya karar verdim Biraz uzun olacağı için ve bundan daha önemlisi klavye başında aklım gidip geldiği için yazıyı ikiye bölmeye karar verdim.yani yazı iki parçadan oluşuyor.ilk bölümde mantarlara bireysel ve geyik bir bakış açısıyla yaklaşıcak ikinci bölümde ise daha bilimsel ve genel olmaya çalışacağız. bu hafta ilk parçayı yayınlıyoruz. bölüm 1 Fungilerin hayatıma girişleri Fungiler, çocukluğumdam beri bana sempatik gelmiştir. adı bile sempatiktir. Fun-gi. Güzel bir kız ismi gibi... belki de bir japon kızı... Ama bana sempatik gelen, hatta bazı günler fırında kaşarlısını yediğim bu yağsız ve leziz yiyeceğin ilerde bir gün başımın belası olacağını nerden bilebilirdim ki... Duş alırken ahizeyi kulağında gezdiren bir tip olarak elimden gelse karaciğerimi, böbreğimi de çıkarıp şöyle bir suya tutarım; ama siz siz olun kulağınıza fazla su tutmayın. İlk defa 10 yıl önce kulağımda zonklama ve vıcık vıcık gelen seslerden rahatsız olup doktora gittiğimde fungilerin bir kısmının tavaya gelmediğini öğrenmiş oldum.. Kbb uzmanının cihazındaki monitor siyah-beyaz mıydı hatırlamıyorum ama çayırda yayılmış beyaz bir koyun sürüsü gibiydil fungilerim .koloniler arasında kameraya el sallayan bir grup dikkatimi çekti.evet, türk funguslarıydı bunlar.bu grup daha sonra kulağımın kiriyle geviş getirmeye başladı ki muhabbetimizin bittiği an, bu andır. bu olaydan sonra doktor duşta kulak yıkamamı yasakladı.tedavi 10 gün sürse de yaratıkların korkusu en az 1 ay sürdü.kulak yıkama yasağına ise 2 ay uydum. Sonra merakımı cezbeden bu yaratıkların ellerde, vücutta, ayaklarda hatta el ve ayak tırnaklarında da yaşadığını öğrendim. Ayak tırnakları sararmış ya da kararmış tiplere dikkat ettiğimde bunların genelde yarı köle-yarı işçi adamlar olduklarını gördüm.ve bu hastalık demek ki fakir fukara hastalığı dedim. Her ne kadar Medya grubumuza ait olan bir kanalın dizisi olmasa da Avrupa Yakası’nda yapılan “üst sınıftaki insan kendinden daha alt sınıftaki insandan iğrenir.” tespitine katılıyorum.elleri çalışmaktan odun gibi olmuş, ayak tırnağı sararmış bir insanın yediği salata tabağından salata yemek -ki muhtemelen kaşıkla yiyodur salatayı- her babayiğidin harcı değildir Hor gördüğüm için değil ama insanoğlunun doğal bir tiksinme hali var.biraz da bu laflara biri gıcık olup saldırsın da reytingler artsın diye böyle bir üslubu seçtiğimi itiraf edeyim ama övünerek söylüyorum hiçbiri kulağında yetiştirememiştir bu yaratıklardan Ve kulağımdakileri görselerdi kesin beni kendilerinden aşağı görüp tiksinirler, salatalarını benimle paylaşmak istemezlerdi Her neyse zaten yazının yukarıdaki kısımları yıllar önce yaşadığım şeylere değiniyor.oysa ilerleyen dönemde bu havalı günlerimden eser kalmayacaktı. Çünkü nemin %70-90 arasında olduğu,mililitresinde yaz aylarında 5-10 milyon cfu toplam bakteriden bahsedilen süt denen hammaddenin işlendiği ve mikrob-u haşeriyenin karacı-havacı-denizci-sipahi filan diye ayrıldığı hatta bedelli yapanların hor görülmediği 3. yılımı geçirdiğim mandıra ortamında ben de evrim geçirmeye başlıyor ve alt sınıfa dönüşüyordum.önce boynumda bir şey çıktı.güneş yanığı sanıp faktörlü kreme dayandım.sonra omuzlarımda da çıkmaya başladı..önce kızarıyor,bazen morarıyor.sonra kadife leke şeklinde kalıyordu. Doktora gitmeye zamanım da yoktu.sonra öyle ssk’larda falan da sürünemezdim.direkt amerikan hastanesi’ne gitmeliydim.doktora gitmem geciktikçe tipim değişmeye ve kaymaya başladı.önce bizona sonra iri bir bukalemuna benzedim.üzerime serpme ağ atıp beni portöre göndermek istediler ama kaçmayı başardım. tam tipim iyice kayıp tuzda balık olma yolunda ilerlerken laboratuarda oceral adlı bir sprey gördüm. cilttedeki dermatitlerin tedavisinde diye başlıyor prospektüs, fısfıstan sonra filli boya türbesine gidilip filin dişine kurdela bağlanıyor, sonra kırk vakit sarımsak yeniyor,sarımsaklı yoğurtta 200 metre kurbağalama yüzülüyor.. hükümetin sağlık politikasını bu prospektüsü okuduktan sonra bir kez daha takdir ettim ve fıs fısı sıktım. Muhtemelen filli dede, türbesinde benim gibi birini görmek istemediği için ben ona okumadan o bana okuyup üfledi ve ertesi gün izler kayboldu. Artık fungiler sempatik gelmiyordu bana.ömrümü onlarla mücadeleye adamaya karar vermiş ve tek ayağımı kaldırarak yemin etmiştim.(devamı haftaya) Dipnot: izninizle bütün sene çalıştım yoruldum ve bir hafta tatile çıkıyorum.yokluğumda köşe yazılarımın yerinde tenten ve köpeği fındık’ın maceraları olucak.(bu köşe yazarı ukalalığını hep yapmak istemişimdir) bölüm 2’de Mantarlara daha bilimsel ve ciddi bir yaklaşımda bulunmayı düşünüyorum. See u k.i.b ;p |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Melih Bey teşekkürler... kültür mantarı olmayan "Mantarlar" bu kadar esprili anlatılabilirdi.
Konumuz şapkalı mantarları kapsamamakta olup, geniş bilgiyi Melih beyden bekliyoruz MANTARLAR Mantarlar genellikle aerop koşullarda, oda sıcaklığında ortalama beş gün gibi bir sürede üreyen ve bakterilerden daha büyük mikroorganizmalardır. Mantarların üremesi SPOR’laşma ile olur ve Sporlar ana hücre olarak kabul edilir. Mantarlar, çok değişik çevre koşullarına uyum sağlayabilen mikroorganizmalardır. Yüksek şeker ve tuz konsantrasyonlarına dayanıklı, pH 2-11 arasında üreyebilme, 0-60 derece arasında sıcaklığa dayanıklılık gösteren canlılardır. Mantarlarının çok az bir kısmı canlılarda hastalık oluşturur. Diğerleri ise saprofit olup, doğal hayatın devamında önemli rol oynar. Gıda maddeleri ile ilişkileri ise, besinlerin bozulmasına ve oluşturdukları toksinler nedeni ile ekonomik kayba yol açması açısından önemlidir. MANTARLARIN MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Mantarların morfolojik yapıları, oldukça çeşitlidir. Üreme ve koloni oluşturma özelliklerine göre 3’e ayrılırlar. KÜF MANTARLARI Küfler, yaygın olarak suda, toprakta, havada, gıda maddelerinde kısaca her yerde bulunan mikroorganizmalardır. Küflerin yararlı yönlerinden alkol, antibiyotik, enzim, vitamin ve bazı özel gıdaların üretiminde yararlanılmaktadır. Ekonomik kayıplar ile birlikte, sağlık ve kalite sorunlarına da yol açan küfler, gıda maddelerinin hasatından, üretim ve tüketimine kadar geçen sürede bir çok problem oluşturur. Küf mantarları ürerken HYPHA denilen filamentler oluşturur. Hyphalar uzun, dallanan, ipliksi yapılar olup bazıları septalarla bölmelere ayrılmış olabilir. Birbirinin içine geçen hyphalar tüylü, kadifemsi mantar kolonilerini oluşturur. Bu yapıya MYCELIUM denir. Myceliumların bazıları, üreme yüzeyinden yukarıya doğru, bazıları ise ürediği ortamın içine doğru yayılır. Aspergillus, Penicillium türlerine gıdalarda sık rastlanır iken, dermatofit olarak Tricophyton, Microsporum türleri önemlidir. MAYA MANTARLARI Mayalar, tek hücreli mikroorganizmalar olup, gıda maddelerindeki ekşime ve bozulmanın başlıca sorumlusudurlar. Bu olumsuz yönlerinin yanında, mayalardan fermentasyon teknolojisinde yararlanılarak bir çok tüketime uygun gıda maddesi elde edilmektedir. Özellikle ekmek, şarap, bira yapımında mayalardan yararlanılmaktadır. Mayaların katı besiyerlerinde oluşan kolonileri, bakteri kolonilerine benzeyen yuvarlak, yumuşak ve parlak görünümdedir. DİFAZİK MANTARLAR Bu mantarlar farklı ortam koşullarında farklı üreme özelliği gösterirler. Oda ısısında küf gibi ürerken, 37 derecede maya gibi üreme gösterirler. |
![]() |
| Etiketler / Tags |
| analizler, mikrobiyolojik |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler / Options | |
| Stil | |
|
|