
Saniter
Gıda Çevre Bilimi ve Teknolojileri
Danışmanlık ve Mühendislik Şirketi
Basında Saniter
Organik Peynir
Gıda, canlıların ağız yoluyla
aldıkları, yaşamlarını sürdürmeleri, gelişmeleri,
çoğalmaları için, kısacası yaşamın devamlılığı için
ihtiyaç duyduğu maddelerin genel adı olarak
adlandırılır.
Gıda yaşamda bir zorunluluk ise,
yaşamımızı kaliteli kılmak için, kaliteli ve güvenli
gıdaya yönelmemiz gerek… Ülkemizde, doğal beslenme
eğilimi yüksektir. Geleneksel beslenme modelimiz
genellikle hiç işlem görmemiş veya az işlem geçirmiş
ürünlere dayalı olup, bu da organik üretimle
bağdaşmaktadır. Organik üretim, kendimiz ve
bulunduğumuz çevre için; Kaliteli yaşam, kaliteli ve
güvenli gıda ve sonuçta mutlu insan anlamına
gelmektedir. İzlediğimiz reklamlarda da sürekli
mutlu inekler görürüz. Bu inekler gerçekten mutlu
mudur? Günümüz teknolojisinin getirmiş olduğu
konvansiyonel tarım anlayışında inekler küçük
bölünmüş alanlarda metal çitlerle çevrilmiş bir
alanda yaşamaya zorlanmaktadır. Ayrıca, bu hayvanlar
süt verimini artırmak amacıyla konsantre yemlerle
beslenmektedir. Fazla süt alabilmek amacıyla yapılan
bu işlemler sosyal ve ekolojik alanda genetik
değişiklikler gibi bazı soruları ve sorunların
olabileceğini aklımıza getirmektedir.
Organik tarım, hayvanlara saygı
ilkesiyle yola çıkmıştır. Organik tarımsal ürünlerin
üretiminde büyükbaş hayvanların önemi tartışılamaz
ve zincir içerisinde hep var olmaları gerekmektedir.
Organik üretimin gerçekleştirilmesi için, otlaklar
ineklerin diyetlerinde önemli bir yer almıştır.
Ayrıca, saman ve diğer organik ürünlerin yem olarak
kullanılması gerekmektedir. Böylelikle, organik süt
üretimi gerçekleştirilmekte ve bu sütlerden üretilen
peynirlere de organik peynir denmektedir. Peynir,
çok büyük bir çeşitlilikteki aroma ve tada sahip bir
grup fermente süt ürünü için kullanılan genel bir
addır. Elde edilen bulgulara göre, tarihte peynirin
ilk kez bundan yaklaşık 8,000 yıl önce Mezopotamya
veya İndus vadisinde çobanlar tarafından üretildiği
sanılmaktadır. Peynir, süt proteini kazeinin peynir
mayası ve peynir kültürü ile pıhtılaştırılması ve bu
pıhtıdan peynir suyunun ayrılmasıyla elde edilen
fermente bir süt ürünüdür. Peynirin suyu ayrıldıktan
sonra, tuzlu peynirler için tuzlama aşaması gelir.
Tuzlama, peynirin yüzeyine kuru tuzlama şeklinde
veya peynir salamuraya daldırılarak yapılabilir.
Diğer fermente süt ürünleri gibi peynir de canlıdır.
Raf ömrü boyunca peynirin duyusal ve kimyasal
özelliklerinde çeşitli değişiklikler
görülebilmektedir. Bu değişikliklerin minimize etmek
için peynirlerin genel olarak 8°C’ lik sıcaklıklarda
tutulması gereklidir. Üretiminde kullanılan yağ
oranına bağlı olarak peynirdeki yağ oranları
çeşitlilik göstermekte ve tüketiciler, genellikle
tam yağlı peynirleri tercih etmektedir. Çünkü süt
yağının, peynirin tatsal kalitesine olumlu etkisi
büyüktür. Peynir olgunlaşırken süt yağı lipaz
enzimiyle serbest yağ asitlerine parçalanır ve
böylece peynirin aroması zenginleşir. Vücudumuz yağa
hem enerji kaynağı olarak hem de yağda çözünen
vitaminlerin (A,D,E,K) emilimi ve vücut sıcaklığının
korunması için ihtiyaç duyar. Tam yağlı beyaz peynir
ve tam yağlı kaşar peyniri yaklaşık % 30-40 oranında
süt yağı içerir. Tüm dünyada sevilerek tüketilen ve
binlerce çeşidi bulanan peynir, dengeli beslenmede
önemi inkar edilemeyecek temel bir üründür. Peynirin
beslenmedeki yerini, bileşimindeki besin öğelerini
tek tek ele alarak şöyle açıklayabiliriz; Peyniri
besin değeri olarak önemli kılan, içeriğindeki
proteinlerdir. Kullanılan sütteki protein oranı,
peynirin çeşidi ve işlenme metoduna bağlı olarak
farklılık göstermektedir. Peynirler % 10 - 30
oranında protein içerebilirler. Bu protein
“kazein”den gelmektedir. Olgunlaşmada proteinin
büyük bir kısmı oligopeptitlere ve aminoasitlere
parçalanır. Proteinin parçalanması peynire yapısını
ve lezzetini kazandırır. Proteinlerin parçalanmasına
“proteoliz” denir ve proteoliz nedeniyle peynirin
içeriğindeki proteinler kolayca sindirilebilir forma
dönüşür. Bu yüzden peynir sindirilmesi kolay bir
besindir. Laktoz, süt şekeri diye de bilinen ve
yalnızca sütte bulunan bir karbonhidrat olup, peynir
yapımı sırasında laktoz büyük ölçüde laktik aside
dönüşür ve bir kısmı peynir altı suyuna geçer,
içinde kalan da süreç boyunca laktik aside dönüşür.
Peynir kalsiyum ve fosfor içeriği yönünden önemli
bir gıdadır.

100 g yumuşak peynir, günlük kalsiyum
ihtiyacının % 30-40’ını, günlük fosfor ihtiyacının
da % 10-20’sini karşılamaktadır. Sert peynirler
günlük kalsiyum ihtiyacının tümünü karşılarken,
fosfor ihtiyacının da % 40-50’sini karşılamaktadır.
Kalsiyum, kemik ve diş gelişimi için yaşamsal bir
mineraldir. Peynirdeki kalsiyum, biyolojik değeri
yüksek olan yani insan vücudu tarafından kolayca
kullanılabilen formdadır. Kalsiyum ayrıca kasların
kasılması ve sinir iletimi için vücuda gereklidir.
Fosfor, diş ve kemik formasyonu, kas kasılması,
böbrek fonksiyonu ile sinir ve kas aktivitesi için
vücuda alınması gereken bir mineraldir. Fosfor
vücutta kalsiyum ile birlikte sinerjistik çalışarak
fonksiyon göstermektedir. Bu nedenle peynir gibi hem
kalsiyum hem de fosforu yüksek oranda ve birlikte
içeren bir gıda bu anlamda daha da değerlidir.
Peynir, +3 - +5 oC de, ışıksız ortamda
(buzdolabında, sebzelik gözünde) saklanmalıdır.
Peynir hemen tüketilmeyecek ise, kendi ambalajında
saklanmalıdır. Ambalajı açıldıktan sonra ise,
mutlaka saklama kabında veya ambalaj malzemelerine
sarılarak korunmalıdır. Aksi takdirde peynir nemini
kaybeder, aroması ve lezzeti kaybolur. Beyaz peynir;
ambalajı açıldıktan sonra, içme suyuna, bir miktar
tuz eklenerek hazırlanan karışımda saklanabilir.
Böylece peynirin olgunlaşma süreci de devam etmiş
olur. Ayrıca, peynir dilimlere ayrılmadan
saklanmalıdır, böylece dış ortamla teması en aza
indirgenir. Kabuklu peynirler (eski kaşar gibi),
kabuğu temizlenmeden saklanmalı, temizleme işlemi
peyniri tüketmeden hemen önce yapılmalıdır. Krem
peynirler mutlaka kendi ambalajının içinde ve kapağı
kapalı olarak saklanmalıdır. Hellim gibi kızartma
peynirleri tüketilmeden önce 4-5 saat suda
bekletilerek tuzu alınmalıdır. Beyaz peynir
dışındaki peynirler yıkanmaz, su ile temas peynirin
lezzet ve aromasının kaybolmasına yol açar. 8,000
senedir sofralarımızı süsleyen peynirin, organik
üretimle beraber daha binlerce sene sofralarımızı
süsleyerek mutlu yaşamlar oluşturması dileğiyle...