Kansere Karşı Mutfaktaki Güç : ZEYTİNYAĞI

Olea europea Latince  Zeytin ağacı demektir.  Yüzyıllarca barışın ve huzurun simgesi olan bu ağaç meyveleri ile sofralarımızda yer almaktadır. Ülkemizde zeytin ve zeytinyağının kıymeti ile ilgili farkındalık nispeten yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Bu nedenle zeytinyağının önemi sürekli vurgulanmalı ; bu alanda üniversitelerimiz daha fazla bilimsel çalışma yapmalıdır.

Günümüz dünyasında en sık ölüm nedeni olan ve sürekli haberlere konu olan bir hastalık: Kanser.

Kansere karşı koruyucu beslenme için en önemli tavsiye bilindiği gibi Akdeniz tipi beslenmedir. Akdeniz tipi beslenmenin de olmazsa olmaz öğesi zeytinyağıdır.

Zeytinyağı ile ilgili son yıllarda kansere karşı koruyucu etkisi ile ilgili pek çok bilimsel çalışma yapılmıştır. Zeytinyağı, kanser gelişimini kimyasal yollarla engellemede önemli rol oynamaktadır.

Araştırmalar göstermektedir ki;  sağlıklı beslenme, ortaya çıkan kanserlerin %30-35’ini engelleyebilmektedir.

Zeytinyağı, 230 farklı bileşik içerir. Bu bileşiklerin  (özellikle oleik asit, oleokantal, squalen, oleuropein, hidroksitirozol) kanser tedavisinde destekleyici olarak etkinliği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.

Oleik asit: Toplam yağ asit profilinin %80’inin oluşturan oleik asit; HER2/erbB-2 baskılanması yoluyla kanser hücrelerinin ölümüne neden olmakta ve büyümelerini azaltabilmektedir.

Oleocanthal (Oleokantal):  Zeytinyağındaki fenolik bileşiklerdendir. Antioksidatif,antibakteriyel,anti-inflamatuar ve antitümoral aktiviteye sahip olduğu rapor edilmiştir.Oleocanthalin  antikanser aktivitesi, göğüs kanseri,kolon kanseri,prostat kanseri, lösemi ve melanom gibi pek çok kanser çeşidinde          in vivo ve in vitro olarak doğrulanmıştır.

Squalen (Skualen): Squalen, köpekbalığı karaciğer  yağında ve natürel sızma zeytinyağında yüksek miktarda bulunan triterpen hidrokarbondur. Köpekbalığında kanser olmaması,  köpekbalığındaki  yüksek squalen seviyesiyle ilişkilendirilmiştir.

Ağız yoluyla squalen alımının kolon, akciğer ve salgı bezlerinde tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği gösterilmiştir.

Bu nedenle zeytinyağının  yüksek squalen seviyesinden dolayı, kemoterapide destek olarak kullanılabileceği literatürlerde belirtilmektedir.

Oleuropein: İn vivo çalışmalarda çoğu kanser türüne karşı anti kanser aktivitesi olduğu ispat edilmiştir.

Hidroksitirozol: İn vivo ve in vitro çalışmalarda kanserin sıçrama, yayılma ve ilerlemesini engelleyici antikanser aktivite özelliğine sahip olduğu gösterilmiştir.

 

Zeytinyağında üzerinde durulması gereken bir başka konu ise zeytinyağının kalitesidir. İyi bir zeytinyağını anlamanın tüketici olarak belki de en kolay yöntemi “Zeytinyağı Tadım Eğitimi” almaktır. (Bu tip eğitimler, zeytinyağı  tavsiyeleri ve daha fazlası için www.hangizeytinyagi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.)

 

Sonuç olarak zeytinyağı, kansere karşı koruyucu olarak beslenmemizin bir parçası haline getirilmeli; ayrıca oluşan kanserlerin tedavisinde destekleyici olarak  tüketilmelidir. Günümüzün en önemli hastalığı olan kanser başta olmak üzere kalp hastalıkları, Alzheimer gibi pek çok hastalığı önlemenin yolu Akdeniz tipi beslenme ve zeytinyağı tüketiminden geçmektedir.

 

Bu toprakların binlerce yıllık  değeri olan zeytine ve zeytinyağına sahip çıkmak dileğiyle…

 

Çağlayan Çatal

Saniter Lab.Teknik Müdür